| |||||||||||
| |||||||||||
HABER ARA
EN ÇOK OKUNANLAR |
ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK22 Aralık 2009, 15:17 Bilgi teknolojisindeki gelişmeler, değişen dünya ekonomisi, iş hayatının globalleşmesi, krizlerin yarattığı belirsizlikler ve yoğun rekabet ortamı 21.yy başlarında şirketlerin mücadele etmek zorunda kaldıkları sorunlardan sadece birkaç tanesi. Bir şirketin bir fabrika kurup, iyi bir ürün çıkardığı ve yıllarca bu üründen beslenerek varlığını sürdürdüğü dönemler artık çok gerilerde kalmış, yeni durumlara adapte olan, buluşlar gerçekleştiren ve esnek yapılı şirketler eski iş yaklaşımlarını temelden sarsmış, bu nitelikler başarılı bir şirketin vazgeçilmez nitelikleri ve varolma koşulları haline gelmiştir. Bir şirketin böyle bir örgütsel davranışı sürdürebilmesi ise “öğrenen örgüt” olmasına bağlıdır. Öğrenen örgüt kavramı ilk defa Peter Senge tarafından “Beşinci Disiplin” adlı kitabında kullanılmıştır. Senge kitabında öğrenen örgütü şöyle tanımlıyor: İnsanların gerçekten arzu ettikleri sonuçları yaratma kapasitelerini sürekli genişlettiği, düşünmenin yeni ve daha geniş kalıplarının beslendiği, kolektif tutkunun önünün açıldığı ve insanların sürekli birlikte öğrenmeyi öğrendikleri bir yer. Bir şirketin gerçek bir öğrenen örgüt haline gelebilmesi için, örgütün öğrenme kapasitesinin zaman içinde gelişip büyümesi ve de örgüt üyelerinin sürekli değişen rekabet ortamına kendilerini uyarlamalarına yardımcı olması gerekir. Şirketlerin yeniliği ve öğrenmeyi teşvik ederken göz ardı ettiği en önemli konu ise eski kurumsal alışkanlıklar ve kurum içindeki öğrenim sürecinin neye izin verip neyi yasakladığıdır. Acaba mevcut yapımız ve kurum kültürümüz yeniliğe ve öğrenmeye imkan sağlayan bir yapımıdır ki yeni fikirler filizlenebilsin? Pek çok şirketin farklı alanlarda aradığı yenilik yolundaki başarısızlığın asıl sebebi “kurumsal negatif öğrenme” olgusudur. “Burada işler böyle gelmiş böyle gitmektedir” mantığı organizasyonel negatif öğrenme ve şartlanmanın başladığı yerdir. Bu mantığın ve şartlanmanın en fazla görüldüğü yerler ise değişimin en fazla hissedildiği işletmelerdir. İşletme için yabancı olan yeni ve farklı önerileri getirenlerden kurum içerisinden ilk istenen bunu daha önce kimlerin yaptığıdır. Bunun ardından gelen eleştiri ve olumsuz yorumlarla önericilerin cesareti kırılır ve yeni önericilerinde önü kapatılarak değişim ve yeniliğin gecikmesi belki de işletmenin ekonomik ömrünü tamamlaması sağlanmış olur. Mevcut işlerinin yürümediği, yeni alanlara, yeni fırsatlara açılmak isteyen, iyi eğitilmiş ve becerikli bir ekibe sahip işletmelerin baş etmeleri gereken en büyük sorun negatif öğrenme sorunudur. Bu haber 381 defa okunmuştur.
|
Sitetistik |
|||||||||
|
Sitemizde yayınlanan haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden başka sitelerde yayınlanamaz.
|
|||||||||||